| Sektörün Oyuncuları |
|
|
|
| editör tarafından yazıldı |
| Çarşamba, 20 Ağustos 2008 10:11 |
|
Türkiye’de Petrol Sektörü ağırlıklı olarak aşağı pazarlardan oluşmaktadır. Rafinaj, ana dağıtım şirketleri ve son tüketiciye ulaştıran bayiler pazarlama kısmının son ayağını oluşturmaktadırlar. Rafinaj Kamuya ait rafinerilerin bir şirket çatısı altında toplanması amacıyla 16 Kasım 1983 tarihinde kurulmuştur. TÜPRAŞ’ın kurulması ile İPRAŞ ve TPAO’na bağlı İzmir, Batman ve o tarihte yapımı devam eden Kırıkkale Rafinerisi TÜPRAŞ’ı oluşturmuşlardır. Kuruluşunda TPAO’ya bağlı ortaklık olarak faaliyetlerini sürdüren TÜPRAŞ, 10 Temmuz 1990 tarih ve 9013 sayılı kararı ile özelleştirme kapsamına alınmış ve sermayesi T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na devredilmiştir. 1991’de sermayesinin %2,5’i oranında A grubu hisse senedinin halka arz edilmesi ile başlayan TÜPRAŞ’ın özelleştirme işlemleri aşamalı olarak sürdürülmüş, en son kamuya ait %51 oranına tekabül eden TÜPRAŞ hisselerinin, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 12 Eylül 2005 tarihinde yapılan ihale neticesinde özelleştirilmiştir. TÜPRAŞ’ın kuruluşunda 17,2 milyon ton/yıl olan ham petrol işleme kapasitesi, İzmir Rafinerisi Darboğaz Giderme Projesi’nin son bölümünün 1984’te tamamlanmasıyla 17,6 milyon ton/yıla yükselmiştir. Ayrıca yapımı tamamlanan 5,0 milyon ton/yıl kapasiteli Kırıkkale Rafinerisi’nin 1986’da, yine 5,0 milyon ton/yıl kapasiteli İzmir Rafinerisi Tevsii Projesi’nin 1987’de devreye alınmasından sonra TÜPRAŞ’ın ham petrol işleme kapasitesi 27,6 milyon ton/yıla ulaşırken, Türkiye’nin toplam ham petrol işleme kapasitesi 32,0 milyon ton/yıl olmuştur. Rafinaj işlemleri sonucunda ham petrolün beyaz ürünlere dönüşüm oranı Avrupa ülkelerinde %74 iken, TÜPRAŞ’da bu oran, hydrocracker dönüşüm üniteleri yatırımları tamamlandıktan sonra %55’ten %65’e yükselmiştir. Tüpraş’ın ihraç ettiği ürünleri; başta nafta olmak üzere, HVGO(Heavey Vacuum Gas Oil) ve motorin oluşturmaktadır. ABD, İtalya, İspanya, İsrail ve Singapur, Tüpraş’ın başlıca ihracat pazarları olarak sayılabilir. Diğer yandan Mersin Rafinerisi, 1958 yılında Mobil, BP ve Shell ile Türkiye Cumhuriyeti arasında akdedilen Prosa Verbal Anlaşması hükümlerine göre inşa edilmiştir. Söz konusu şirketler, 89/14111 sayılı Petrol Tüzüğü'nün 49/D maddesi uyarınca Anadolu Tasfiyehanesi A.Ş.’yi (ATAŞ) rafineri şirketlerinin mümessili olarak atamışlardır. ATAŞ, bu yasal çerçevede, ham petrolü işlemekte ve elde edilen ürünleri rafineri şirketlerine teslim etmektedir. ATAŞ’ta hak sahibi rafineri şirketleri, payları oranında ham madde getirebilmekte ve rafineride işleyebilmektedirler. Söz konusu ortaklar, rafineride kendi getirdikleri ham petrolü işledikten sonra çıkan nihai ürünü yine kendileri kullanmaktadırlar. ATAŞ’ın petrol hakkı sahibi şirketlerin getirdikleri ham petrolü işleyerek rafineri şirketlerine ürün olarak teslim etme haricinde, Petrol Kanunu hükümlerine göre bir fonksiyonu bulunmamaktadır. Dolayısıyla, her bir ortağın ayrı ayrı çıkan ürünün ATAŞ tarafından pazarlanması ya da satılması söz konusu değildir. Pazarlama ve satış faaliyetleri, pay sahibi teşebbüslerin dağıtım ve pazarlama şirketleri aracılığıyla yapılmaktadır. Ancak basit tip rafineri olan ATAŞ rafinerisinin 2004 Haziran ayında üretime son vermesiyle Türkiye toplam rafinaj kapasitesi, tamamı TÜPRAŞ’a ait olmak üzere 27,6 milyon ton/yıl’a düşmüştür. Yerli firmaların ürettiği ham petrol rafinerilere boru hatları ile aktarılırken ithal edilen ham petrol ise deniz tankerleri ile ulaştırılmaktadır. Dağıtım Türkiye’de faaliyet gösteren dağıtım firmaları, kara veya deniz taşıt araçlarıyla veya alt yapının mevcut olduğu durumlarda boru hatlarıyla rafinerilerden topladıkları ürünleri kendi sahip oldukları depolara getirirler. Genellikle depolardaki bu ürünler bayiler tarafından teslim alınıp istasyona taşınıyor olmakla birlikte, dağıtım firmalarının ürünleri doğrudan istasyonlara iletmesi yönünde giderek artan bir eğilimin olduğu görülmektedir. Petrol ürünlerine olan talebin sürekli artmakta oluşu, depolama tesislerinin bölgesel ve sektörel talebi karşılayacak ve güvenli stok seviyelerini idame ettirecek kapasitede kurulması gereğini ön plana çıkarmaktadır. Yürürlükteki mevzuat çerçevesinde asgari depolama ve sermaye sınırlaması dışında ana dağıtım şirketi kurulmasının sınırlanmadığı sektörde, ana dağıtım şirketi statüsüne sahip Ocak 2007 tarihi itibariyle 46 şirket bulunmaktadır. Bu sayı 2000 yılında 12’dir. Artan firma sayısı ile birlikte sektörde rekabet de artmıştır. Akaryakıt İstasyonları (Bayiler) Ham petrol arama ve çıkarma faaliyetleriyle başlayan dikey yapıda son halkayı oluşturan akaryakıt ürünlerinin nihai tüketici olan taşıt sahiplerine teslimi aşaması, akaryakıt istasyonları tarafından gerçekleştirilmektedir. Söz konusu istasyonların büyük bir çoğunluğu bayilerin mülkiyetinde olmakla birlikte, dağıtım firmaları bu taşınmazlar üzerinde intifa hakkı gibi irtifak hakları iktisap etmekte ve bayilerle uzun süreli (15-20 yıl gibi) tek elden satın alma anlaşmaları yapmaktadır. Akaryakıt ürünlerinin araç sahiplerine arzı noktasında oluşturulan akaryakıt istasyonlarını yapı olarak ikiye ayırmak mümkündür. Sağlayıcı olan firmaların sahip olduğu veya kira yada intifa hakkı gibi hukuksal tasarruf haklarına sahip olduğu istasyonlar ve bağımsız olarak bayilerin tüm mülkiyet hakkına sahip olduğu istasyonlar. Türkiye’deki yapıya bakıldığında, büyük bir oranda istasyonların mülkiyetinin bayilerde olduğu ancak 10-15 yıl ve bazen daha fazla süreli kira veya intifa haklarının dağıtım firmalarına verildiği görülmektedir. Bir dağıtım firmasının bedelini vererek aldığı intifa veya benzeri hakkına dayanarak, söz konusu intifa hakkının süresi kadar rekabet etmeme yükümlülüğü getirmesi makul görülebilir. Ancak Türkiye’deki uygulamalarda, dağıtım firmalarının genellikle bayilik verme karşılığında bu tip irtifak haklarını arazi ve müştemilatın sahibinden alarak, sonra yine aynı kişiye kiraladıkları veya işleticiliğini verdikleri görülmektedir ki, bu durum dolaylı olarak anlaşmanın süresinin uzun süreli olmasını sağlamaktadır. EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 04.12.2003 tarihinde kabul edilerek Resmi Gazetede yayınlanan 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu petrol piyasasını yeni bir düzene kavuşturmuştur. 5015 sayılı kanun sadece aşağı pazarlar (downstream) faaliyetlerini düzenlemektedir. Aşağı pazarlar piyasası “petrol ürünlerinin tüketiciye ulaştırılması faaliyetlerini” kapsar. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu , piyasanın düzenlenmesi ve denetlenmesine ilişkin yetki ve görevleri Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna (EPDK) vermiştir. 5015 sayılı Kanunun öngördüğü rejim EPDK tarafından çıkarılan ikincil mevzuat ile tamamlanmıştır. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun amacı; “yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan temin edilen petrolün doğrudan veya işlenerek güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin piyasa faaliyetlerinin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı biçimde sürdürülmesi için yönlendirme, gözetim ve denetim faaliyetlerinin düzenlenmesini sağlamaktır.” şeklinde belirtilmiştir. Ham petrolün aranması ve üretilmesini kapsam dışında bırakmış, petrol ürünlerinin tüketicilere sunulması için on adet piyasa faaliyeti tespit etmiş, piyasa faaliyetlerinin yürütülmesi için EPDK’dan lisans alınması zorunluluğu getirmiş ve bazı piyasa faaliyetlerinin “onay” üzerine bazı piyasa faaliyetlerinin ise “bildirim” üzerine geçerli olacak tarifelerle yürütülebileceği belirlenmiştir. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile belirlenen ve yukarıda sayılan amaçlar için;
Yetki ve görevlerini idari ve mali özerkliğe sahip olan EPDK’ya vermiştir. Bu itibarla 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu EPDK’ya; Petrol piyasa faaliyetleriyle ilgili denetleme, ön araştırma ve soruşturma işlemlerini yürütmek, Lisans sahiplerinin denetlenmiş mali tablolarını incelemek ve incelettirmek, bazı idari para cezaları vermek ve lisansların iptali de dahil bazı idari yaptırımlar uygulamak, dava açmak, davaya müdahil olmak da dahil olmak üzere her türlü adli ve idari makama başvuru kararları almak, petrol faaliyetlerine ilişkin plan, politika ve uygulamalarla ilgili Kurum görüş ve önerilerini belirlemek, akredite laboratuarların kurulması için gerekli destekleri sağlamak yetkilerini de tanımıştır. Çıkarılan Lisans Yönetmeliği ile; “…piyasa faaliyetlerinin ; şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı biçimde sürdürülmesi için gerçek ve tüzel kişilere verilecek lisanslara, Kuruma yapılacak bildirimlere ve kayıt düzenlerine ilişkin usul ve esaslar” belirlemiştir. |
| Son Güncelleme: Pazar, 15 Şubat 2009 11:48 |




Sektörün Oyuncuları


